MECLİSTE BEKLEYEN KANUN TASARISI ve VERGİ SUÇLARI
Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı adıyla 12.05.2005 tarihinde Meclis Plan ve Bütçe Komisyonuna gelen kanun tasarısı metni, komisyonda başta IMF”nin itirazına neden olan bazı değişikliklerle 23.05.2005 tarihinde kabul edilmiş bulunuyor. Tasarıda özetle yurt dışına eğitim amacıyla gönderilen kamu personelinin mecburi hizmet yükümlülüğünden kaynaklanan ihtilafların ortadan kaldırılmasına; vergi kanunları ile vergi dışı bırakılan hususlara ilişkin birtakım sorunların çözümüne; fiilen hurdaya ayrıldığı halde vergi borçları nedeniyle ilgili trafik kuruluşunda hurdaya ayrılma işlemi yapılamayan taşıtların hurdaya ayrılmasına; 5072 sayılı Kanun uyarınca, kamu kurumları içerisinde faaliyetleri ile bu faaliyetlere dayanılarak gelir elde etme imkanları ortadan kaldırılan bazı dernek ve vakıfların mal varlığından tahsil edilemeyen alacakların tahsilinden vazgeçilmesine; ihracat taahhütleri kapatılmamış olan ihracat kredilerine ilişkin olarak sorumlu olan bankaların ödemeleri gereken mali yükümlülüklerin ödenmesini kolaylaştırmaya; Hazine Müsteşarlığınca, doğal afetlerin etkilerini ortadan kaldırmak ve kapsamda yürütülen projelere finansman sağlamak amacıyla yurt dışından temin edilmiş kaynakların kullandırılması nedeniyle doğan alacakların ilgililerinden tahsil edilmesinden vazgeçilmesine; 1991 yılında meydana gelen Körfez Krizinin ihracatçı ve nakliyeci firmalar üzerindeki olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmaya; yürürlükten kaldırılan Kamu Ortaklığı Fonundan olan ve tahsil kabiliyeti bulunmayan Hazine alacaklarının terkinine; 1995, 1996, 1997 yıllarında Petrol Arama ve Petrol İle İlgili Faaliyetleri Düzenleme Fonundan Bakanlar Kurulu Kararına dayanılarak ödenmiş olun kur farkları nedeniyle kamu personeline çıkarılan tazminden doğan sorunların çözümüne; 1980 yılında uygulanan mevzuat gereği kanuni süresinde yurda getirilmesi gereken mal bedeli dövizleri yurda getirmeyen ihracatçılar ile ilgili olarak vergi dairelerince takip edilen ancak tahsil kabiliyeti bulunmayan kur farkı alacaklarının tasfiyesine; Vergi Usul kanununda, Yeni Türk Ceza Kanununa uyum sağlamaya yönelik düzenlemeler yapılmaktadır.
Hükümet tasarısında yer almamakla birlikte Plan ve Bütçe Komisyonunda özellikle Sosyal Sigortalar, Bağkur ve Emekli Sandığı Kanunlarına ilişkin yapılan değişiklikler, prim borçları olanlara ilişkin getirilen kısmi af ve vergi gelirlerini azaltacak nitelikteki sporculardan kesilen gelir vergisinin kısmen veya tamamen kaldırılmasına ilişkin düzenlemeler IMF tarafından kabul görmedi. Tasarının halen meclis gündemine gelmemesinin nedeni de IMF ile bu konulardaki görüşmelerin henüz sonuçlanmamış olması.
Tasarıda ve Komisyonca kabul edilen metinde özellikle Vergi Usul Kanununda yapılan değişiklikler dikkat çekici.
Vergi Usul Kanununda yapılan değişikliğin bir kısmı 765 sayılı Türk Ceza Kanununa yapılan atıfların 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanununa uyarlanmasına yönelik. Vergi Usul Kanununda yapılan önemli sayılabilecek esas değişiklik 359 maddede yapılması düşünülen değişiklik. Vergi Usul Kanununun “kaçakçılık suçları ve cezaları” başlıklı 359.maddesinde yer alan hürriyeti bağlayıcı cezalar suçun ağırlığına göre 765 sayılı ceza yasasındaki hapis cezası ve ağır hapis cezası ayrımı dikkate alınarak düzenlenmişti. 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanununda ağır hapis-hapis cezası ayrımları kaldırılarak hürriyeti bağlayıcı cezalar ve adli para cezaları şeklinde düzenlemiş bulunuyor. Bu nedenle kaçakçılık suçuna uygulanacak cezanın niteliği, ağırlığı, adli para cezasına çevrilebilirliği ertelenebilirliği açısından Vergi Usul Kanununda da yeni duruma uygun düzenlemeler yapılmasını gerekli kılıyor. Zira yeni bir düzenleme yapılmaması durumunda ceza kanununda yapılan yeni değişiklik sonrasında daha ağır fiile daha hafif ceza verilmesi gibi bir durumla karşılaşılmış ve konu bu yönüyle uzunca süre tartışılmıştı.
Yeni bir düzenleme yapılmaması durumunda sahte fatura kullanılması veya düzenlenmesi fiiline, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanılması ve düzenlenmesi fiiline göre daha az ceza verilmesi söz konusu olmakta.
Tasarıyla Vergi Usul Kanunun 359. maddesinin a fıkrasında yer alan altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ibaresi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası, b fıkrasında yer alan on sekiz aydan üç yıla kadar olan ağır hapis cezası ibaresi otuz aydan beş yıla kadar hapis cezası olarak değiştiriliyor. Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen metinde ise 359. maddenin a fıkrasında herhangi bir değişiklik yapılmadan madde metni mevcut haliyle korunurken b fıkrası yirmi dört aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur şeklinde değiştirilmiş durumda.
Yeni Türk Ceza Kanununda iki yılın üzerindeki hapis cezalarının ertelenmesine imkan bulunmadığından Komisyonun kabul ettiği metindeki bu değişiklik ile naylon fatura kullanma ve düzenleme fiillerinin yer aldığı b fıkrası ceza ertelemesi kapsamına alt limitten ceza verilmesi durumunda dahil edilmiş oldu. Oysa hükümet tasarısında bu fiile öngörülen cezanın alt limiti otuz aydan başladığı için hiçbir şekilde paraya çevrilemeyecekti. Böylece tasarıda Komisyonun yaptığı bu değişiklik naylon fatura kullanan ve düzenleyenler açısından yasanın caydırıcılık etkisi azalmış oldu.
Yine cezalar konusunda Komisyonun kabul ettiği şekliyle; sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma fiillerinin aracılı ihracat suretiyle işlenmesi halinde (dış ticaret sermaye şirketleri ile sektörel dış ticaret şirketleri hariç), bu fiillere ilişkin cezalar (360 ıncı maddede yazılı cezalar dahil) imalatçı veya tedarikçi ihracatçılar hakkında uygulanacağı hüküm altına alınıyor. Tasarının bu düzenlemeye ilişkin gerekçesinde malın imalatçı-tedarikçi firmalar tarafından temin edilmesinden sonra devreye giren “aracı ihracatçı firmaların” (dış ticaret sermaye şirketleri ile sektörel dış ticaret şirketleri hariç), malı temin eden imalatçı-tedarikçi firmaların düzenlediği faturalardan sorumlu tutulmasının “suç ve cezalarda şahsilik prensibi”ne aykırı olduğu, aynı gerekçe ile 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 4 üncü maddesinde de benzer hükümlerin bulunduğu belirtiliyor.
Tasarıda yer almamakla birlikte Komisyonda kabul edilen ilavelerle Vergi Usul Kanununun mükerrer 257. maddesine bazı fıkra ve ibareler eklendi. Yapılan bu eklemeler ile:
-Kanuni süresinden sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannameler üzerine düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameleri mükellefe, vergi sorumlusuna, veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda tebliğ etmeye ve buna ilişkin usul ve esasları belirlemeye,
– Vergi güvenliğini sağlamak amacıyla niteliklerini belirleyip onayladığı elektrikli, elektronik, manyetik ve benzeri cihazlar ve sistemleri kullandırmaya, bu cihaz ve sistemler vasıtasıyla bandrol, pul, barkod, halogram, kupür, damga, sembol gibi özel etiket ve işaretlerin kullanılmasına ilişkin zorunluluk getirmeye, uygulamaya ait usul ve esasları belirlemeye,
Maliye Bakanlığı yetkili hale geldi.
Ayrıca kanuni süresi geçtikten sonra kendiliğinden veya pişmanlık talepli olarak verilen beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesi üzerine elektronik ortamda düzenlenen tahakkuk fişi ve/veya ihbarnameler mükellef, vergi sorumlusu veya bunların elektronik ortamda beyanname gönderme yetkisi verdiği gerçek veya tüzel kişiye elektronik ortamda iletilebileceği ve bu iletinin tahakkuk fişi ve/veya ihbarnamenin muhatabına tebliği yerine geçeceği hüküm altına alınıyor.
Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra ile Elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezasının, beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 15 gün içinde verilmesi halinde ¼ oranında, bu sürenin dolmasını takip eden 15 gün içinde verilmesi halinde ise ½ oranında uygulanması hüküm altına alınıyor.