KURUMLARIN HİSSE ALIMI NEDENİYLE ÖDEDİKLERİ FAİZLER GİDER YAZILABİLİYOR
Kurumlar Vergisi Kanun Tasarısı Plan Bütçe Komisyonu’nda görüşüldükten sonra 13 Haziran 2006 tarihinde Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilerek 21 Haziran 2006 tarihli ve 26205 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı. Kanun tasarısı gündeme geldiği günden mecliste kabul edildiği güne kadar geçen süreçte bir kısım değişikliklere uğradı. Tasarı metninin bir kısmı Plan ve Bütçe Komisyonunda değiştirilirken bir kısım değişiklikler de Meclis görüşmeleri sırasında yapıldı.
Kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesi kabul edilmez hükmü kanun tasarısında yer aldığı gibi Plan ve Bütçe Komisyonu”nda kabul edilen metinde de aynen yer almaktaydı. Kanun tasarısının gerekçesinde de;
“Maddenin üçüncü fıkrası ile kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlara ilişkin giderler ile istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararların istisna dışı kurum kazancından indirilmesine imkan verilmemektedir. İstisna kazançlar elde edilirken, giderlerin yanı sıra gider fazlalığı sebebiyle doğan zararların da aynı kapsamda değerlendirileceği tabii olup, düzenleme ile konuya ilave açıklama getirilmiş ve muhtemel tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Bu hükümle örneğin, iştirak kazançlarının Kanun’da belirtilen şartların gerçekleşmesi durumunda kurumlar vergisinden istisna edilmesi nedeniyle, söz konusu iştiraklerin alınmasında kullanılan kredilere ilişkin faiz, kur farkı ve benzeri giderlerin istisna dışı faaliyetlere ilişkin kurum kazancından indirilmesinin mümkün olmadığı konusuna açıklık getirilmiştir.” şeklinde açıklamalar yer alıyordu.
Kanun tasarısının bu şekli ve gerekçesinde yer alan açıklamalar dikkate alındığında bu yeni durum, mevcut kurumlar vergisi kanununda yer alan “Kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin ödemelerinin kurum kazancından gider olarak indirilmesi kabul edilemez.” şeklindeki hükümden mükellefler açısından bir adım daha geriye gidişi ifade ediyordu.
Ancak Plan ve Bütçe komisyonunda da değişmeyen bu ibare tasarının mecliste görüşülmesi sırasında değiştirilerek; “iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesi kabul edilmez” şekline dönüştürüldü. Böylece hem tasarıda hem de komisyonda kabul edilen metinde değişikliğe gidilerek iştirak hisseleri alımıyla ilgili yüklenilen finansman giderlerinin gider olarak kabul edilmesi sağlanmış oldu.
Kanun tasarısının en son mecliste görüşülmesi sırasında bu ibare değişikliği gerçekleşmeseydi şirketlerin başka şirketlere iştirak etmek üzere aldıkları hisse senedi alımı nedeniyle katlandıkları finansman giderleri gider olarak dikkate alınamayacaktı.
Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinde; kurumların, en az 2 tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı vergiden istisna ediliyor. Satış kazancı istisnası, satışın yapıldığı dönemde uygulanabilecek ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulacak. Satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi gerekiyor.
Yeni kanunla gelen en önemli değişiklik kazancın tamamının vergiden istisna edilmesi uygulamasından vazgeçilmesi, satıştan doğan kazancın %75’lik kısmının kurumlar vergisinden istisna ediliyor olması.
Yeni düzenleme hükümleri dikkate alındığında şirketler borsadan veya borsa dışından başka şirketlere iştirak etmek amacıyla banka veya finans kuruluşlarından aldığı kredilerle hisse senedi aldıklarında bu kredilerin faizleri doğrudan dönem kazançlarından gider olarak indirilebilecek. Bu hisselerin iki yıl elde tutulmasından sonra satılması halinde de satıştan doğan kazancın %75’lik kısmı vergiden istisna olacak. Bu düzenlemeyle uzun vadeli beklentilerle hisse alacak şirketlere bir kısım vergisel avantajlar sağlanmış oldu. Uzun vadede borsanın da bundan olumlu etkilenmesi söz konusu olacaktır.
Mecliste kabul edilerek Resmi Gazetede yayımlanan metinle ayrıca; “özel hesap dönemi tayin edilen kurumların 2006 takvim yılı içinde biten hesap dönemlerine ait kazançların vergilendirilmesinde; 01.01.2006 tarihinden önceki aylara % 30, sonraki aylara ise % 20 oranının aritmetik ortalaması dikkate alınarak hesaplanan oran uygulanır. Bu hesaplamada, oran kesirleri dikkate alınmaz” hükmü eklenerek kendilerine özel hesap dönemi tayin edilmiş olan kurumlara vergi oranlarının nasıl uygulanacağı açıklığa kavuşturuldu. Yine aynı şekilde geçici maddelere mecliste yapılan ilavelerle “01.01.2006 tarihinden sonraki geçici vergi dönemlerinde % 30 oranına göre hesaplanan ve tahsil edilen geçici verginin anılan dönemler için % 20’ye göre hesaplanan tutarı aşan kısmı, müteakip dönemler için hesaplanan geçici vergiden mahsup edilir” hükmü getirilerek daha önce fazla ödenen vergilerin gelecek dönemdeki geçici vergilerden mahsup edileceği açıklığa kavuşturuldu.