KUR FARKLARINDA KDV UYGULAMASI

Vergi hukuku alanında kur farklarının Katma Değer Vergisine tabi olup olmadığı uzun süreden beri tartışıla gelmiş konulardan biri. Yabancı para üzerinden veya yabancı paraya endekslenmiş şekilde yapılan işlemlerde, yabancı paranın YTL karşısındaki değerinin değişmesi nedeniyle doğan kur farklarının hangi şartlarda KDV’ye tabi olacağı Maliye İdaresi tarafından verilen muktezalarla açıklığa kavuşturulmaya çalışılmış bulunuyor. Maliye İdaresinin kurların arttığı dönemlere ilişkin olarak istikrar kazanan görüşü; vergiyi doğuran olayın meydana gelmesinden sonra ortaya çıkan ve bedelin dövizle veya dövize endeksli olarak tespit edildiği durumlardaki lehte kur farklarının KDV’ye tabi olduğu yönünde. Kur farkları ortaya çıktıkları tarihte yani kesinleştikleri tarihte KDV’ye tabi tutulacak. Ödemeye bağlı olmaksızın değerlemeden kaynaklanan kur farkları üzerinden ise KDV hesaplanmayacak.

Satıcı lehine oluşan kur farklarına KDV uygulamasında dövizle belirlenen alacağın vergiyi doğuran olayın meydana geldiği anda KDV dahil olarak belirlenip belirlenmediği önem taşıyor. İleri tarihte ödenecek bedelin içinde KDV’si yer alıyorsa bu durumda oluşan toplam kur farkı KDV dahil olarak ortaya çıkacağından, KDV,  toplam kur farkına iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanmakta; aksi durumda(KDV’nin peşin tahsil edilmesi) oluşan toplam kur farklarına ayrıca KDV hesaplanması gerekmekte.

Maliye İdaresinin bu güne kadar yaptığı değerlendirmelerde dövizle yapılan bazı işlemlerden doğan kur farklarının ise KDV”ye tabi bulunmadığı belirtilmiş bulunuyor. KDV’ye tabi bulunmadığı belirtilen dövizli işlemler şunlar:

1) VUK kapsamında borç ve alacakların değerlemesinden kaynaklanan kur farkları,

2) İthalat işlemlerinden doğan kur farkları,

3) İhracat işlemlerinden doğan kur farkları,

4) Dövizli borç verme işlemlerinden doğan kur farkları,

5) KDV’den istisna edilen işlemlerden doğan kur farkları,

6) Şirketlerin banka ve kasalarında bulunan dövizlerin değerlemesinden kaynaklanan kur farkları,

7) Bedelin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak ifade edilmesi mutad olan uluslararası ihaleler ile kamu ihalelerinde geç ödeme nedeniyle ortaya çıkan kur farkları.

Bugüne kadar yapılan açıklamalar kurların artış göstermesi nedeniyle satıcı firma lehine oluşan kur farklarına yönelik olmuştur. Ancak son dönemlerde Türk Lirasının yabancı paralar karşısında değer kazanması olgusuyla karşı karşıya bulunuyoruz. Bu durumda da satıcı firma aleyhine oluşan kur farkları söz konusu olmakta. Bu durumda vergilemenin nasıl yapılacağı uygulamada tereddüt oluşturuyor. Yurt içi teslimler ile ihraç kayıtlı teslimlerde aleyhe oluşan kur farklarının KDV karşısındaki durumuna 05.05.2004 tarih ve 2004-14 sayılı Katma Değer Vergisi Sirküleri ile kısmen açıklık kazandırıldı. Yapılan düzenlemede satıcı lehine oluşan kur farklarına getirilen yaklaşımın aynısı satıcı aleyhine oluşan kur farkları için de getirilerek sorun giderilmeye çalışılmış; malı satın alan mükellef tarafından düzenlenecek faturalarda bu kur farklarına ait KDV’nin alıcı firma tarafından beyan edilmesi, satıcı firma tarafından da aynı tutarın indirim KDV olarak dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.

Ancak hemen belirtmek gerekir ki uygulamadaki sıkıntılar yayımlanan bu sirkülerle tamamen giderilmiş değil. Kurların artığı dönemde oluşan kur farklarına satıcı firma fatura düzenlemek durumunda iken kurların düştüğü dönemlerde alıcı firmaların fatura düzenlemeleri söz konusu. Oysa satıcının her zaman vergi mükellefi olması söz konusu iken alıcı her zaman vergi mükellefi olmayabilir. Bu tür dövizle yapılan işlemlerin alıcısı durumunda olanların nihai tüketici olmaları durumunda sirkülerde öngörülen mekanizma işlemeyecek. Örneğin döviz bazında nihai tüketicilere vadeli bilgisayar malzemeleri satan firmalar satışın gerçekleştiği tarih ile ödemenin yapıldığı tarih arasında oluşan aleyhe kur farkları için ne yapacak? Alıcının mükellef olması durumunda alıcının fatura düzenlemesi ve faturada yer alan KDV’nin satıcı firma tarafından indirim KDV olarak dikkate alınması söz konusu olabilirken nihai tüketicilerin fatura düzenlemeleri söz konusu olmadığından satıcı firmanın kur farkına isabet eden KDV’yi nasıl indirim konusu yapacağına ilişkin bir düzenleme bulunmuyor.

Bu konuda en uygun çözüm, satıcının indirim KDV hakkını nihai tüketicilerden alınacak gider pusulasıyla belgelendirerek kullanabilmesine imkan tanımak olmalı. Nihai tüketicilere yapılan mal satışlarının sonradan iadesi durumunda iade edilen mallara ilişkin KDV’nin satıcı firma tarafından indirim konusu yapılabilmesi için benzer bir düzenleme daha önce yapılmıştı. Aynı şekilde bir düzenleme yapılarak uygulamadaki bu tereddütler tamamen giderilebilir. Bakanlığın bu konuda yeni bir düzenleme yapması veya görüş açıklaması gerekiyor.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir