ANONİM ŞİRKETLERDE SERMAYE AZALTIMI VEYA VERGİSİZ KAR DAĞITIMI

Anonim şirketlerde sermayenin azaltılmasına ilişkin düzenlemeler Türk Ticaret Kanununun 396, 397 ve 398. maddelerinde yer alıyor. Anonim şirketlerde sermaye azaltılması esas itibariyle iki nedenle yapılabiliyor.

Birinci halde, ortaklığın sermayesi çalışma konusuna göre fazla olabilir. Fazla gelen sermayenin bir gelir getirmesi söz konusu olmadığından sermayenin ana sözleşme ile azaltılması ve itfa edilen pay bedellerinin pay sahiplerine geri verilmesi gerekir. Bu amaçla yapılan azaltma sermayeyi yeniden kuran (kurucu) sermaye azaltması olarak tanımlanır.

İkinci halde, ortaklığın yaptığı işler sonucunda ortaya çıkan zararın işletme dışına çıkarılması için ortaklığın zarar tutarında sermayenin azaltılması söz konusudur. Anonim şirketlerde mevcut zararın karla kapatılmadan pay sahiplerine kar dağıtılması söz konusu olamayacağından bu durum özellikle halka açık şirketlerde uzun süre kar dağıtılamaması nedeniyle şirketleri zor duruma düşürebilir. Zararın işletme bünyesinden çıkarılarak bir an önce kar dağıtabilir duruma gelmek için yapılan bu azaltım basit sermaye azaltımı olarak tanımlanır.

Esas Sermayenin Azaltılması Yöntemleri     

Sermaye azaltımında kullanılabilecek yöntemlerden biri payların itibari değerlerinin düşürülerek sermayenin azaltılması yöntemi. Bu yöntemde örneğin her bir payın itibari değeri 10 YTL ise her bir pay 5 YTL’ye indirilerek sermaye yarıya indirilmiş olur. Bu yöntemin her zaman uygulanması mümkün olmayabilir. Zira Ticaret Kanununa göre zor durum nedeniyle mali durumun ıslahı dışında payların itibari değeri 0.5 YTL’den aşağıya indirilemez.

Kullanılabilecek yöntemlerden bir diğeri de pay sayısının azaltılması yöntemi olup pay sayısının azaltılması; payların birleştirilmesi ve payın yok edilmesi şeklinde yapılabilir. Payların birleştirilmesinde birden fazla payın aynı itibari değerde bir payda toplanması söz konusu. Örneğin itibari değeri 1 YTL olan 3 pay 1YTL itibari değerde bir payda birleştirilerek sermaye 1/3 oranında indirilmiş olur. Payların yok edilmesi yönteminde ise bazı paylar esas sözleşme değişikliği ile yok edilir.

Sermaye Azaltım Prosedürü    

Anonim şirketlerde ortaklara nakit geri ödeme yapılması sonucunu doğuran sermaye azaltımı yöntemi kurucu sermaye azaltımı yöntemidir. Bu yöntemde sermaye azaltımı zaten azaltılan sermayenin ortaklara geri verilmesi amacıyla yapılmakta.

Sermayenin kısmen iadesi amacıyla yapılan kurucu sermaye azaltılmasında usul ana hatları itibariyle şu şekilde:

1- Anonim şirket yönetim kurulunun esas sözleşmenin sermaye maddesini değiştirerek yeniden düzenleyip karara bağlaması.

2- Yönetim kurulunun isteği üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesi tarafından üç kişilik bilirkişi atanması ve bilirkişi raporunun düzenlenmesi. Bilirkişi incelemesi yapılmasının amacı azaltma sonrası şirket bünyesinde alacaklıların haklarını tamamen karşılayacak tutarda aktif varlığın bulunup bulunmadığının belirlenmesi.

3- Sanayi ve Ticaret Bakanlığından izin alınması. Alınacak bu iznin diğer konularda alınması gereken izinden farklı bir özelliği bulunmuyor.

4- Konunun genel kurulda ele alınması. Genel kurul toplanarak bilirkişi raporunun sonucu açıklanır. Alınacak kararda azaltmanın hangi yöntemle yapılacağı, iadenin nasıl yapılacağı belirtilir ve sermayenin yeni şekli onaylanır.

5- Sermayenin azaltılmasında alacaklıların zarara uğramamaları ve teminatlarının azalmaması için ticaret kanununda yer alan özel düzenlemeler bulunuyor. Genel kurul esas sermayenin azaltılmasına karar verdikten sonra yönetim kurulu bu kararı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile birlikte esas sözleşmede belirtilen şekilde üç defa ilan etmek durumunda. Yapılan ilanla alacaklıların alacaklarını beyan ederek şirketin bunu ödeme veya teminat istemeleri için zaman kazanmaları sağlanır.

6- Şirketin vadesi gelen borçlarının ödenmesi ve diğerlerinin teminata bağlanmasından sonra yönetim kurulu Genel Kurulda belirlenen yöntemi uygulayarak sermayeyi azaltır. Daha sonra esas sermayenin azaltılması durumu ticaret siciline tescil edilir.

Sermaye Azaltımının Vergi Planlaması Olarak Kullanılması

Kurumlardan elde edilen kar paylarının vergilendirmesi iki aşamada yapılıyor. İlk olarak kurum bünyesinde safi kazancın dağıtılması aşamasında gelir vergisi tevkifatı yapılmakta, ikinci aşamada kar payını elde edenlerin hukuki durumlarına bağlı olarak kar payını elde eden kişinin geliri olarak vergilendirilmekte.

 Yine vergi kanunumuzdaki düzenleme gereği şirketlerin elde ettikleri karları dağıtmayıp sermayeye ilave etmeleri durumunda edinilen bedelsiz hisse senetleri için herhangi bir vergileme söz konusu değil. Dolayısıyla hem şirket bünyesinde gelir vergisi stopajı hem de elde eden gerçek kişiler nezdinde vergileme ancak nakit kar payı dağıtımı durumunda gündeme gelmekte. İşte bu noktada uygulanacak yönteme göre vergileme çok farklı boyut kazanmakta, vergi yükünün tamamen sıfırlanması gündeme gelmekte.

  Bir şirketin 1.000.000. YTL sermayesinin olduğunu ve 500.000 YTL dağıtılabilir karı bulunduğunu varsayalım. Şirketin 500.000 YTL dağıtılabilir karı dağıtması durumunda hem şirket bünyesinde hem de elde edenler nezdinde vergileme gündeme gelecek. Şirketin dağıtılabilir karı dağıtmayıp 500.000 YTL tutarında sermaye azaltımına gitmesi durumunda gerek şirket gerekse elde edenler nezdinde herhangi bir vergileme söz konusu olmayacak, aynı zamanda vergileme olmaması nedeniyle ortakların eline net tutarda 500.000 YTL geçecek. Şirket 500.000 YTL tutarındaki dağıtılabilir karı yedek akçe kapsamında bilançosunda bulundurmaya devam edebileceği gibi sermayeye de ilave edebilir. Sermayeye ilave edilmesi durumunda ödenmiş sermaye tutarı yine eski tutarına gelmiş olacaktır. Karın doğrudan  dağıtılması veya sermayenin azaltılması yöntemlerinin uygulanması şirketin özvarlıkları açısından bir değişikliğe neden olmayacak; her iki durumda da özvarlıkta 500.000 YTL oranında bir azalış meydana gelecek. Kar dağıtımı durumunda şirketin ödeme gücü ve aktif büyüklüğü ne ise sermaye azaltımı yapılıp karın dağıtılmaması durumunda da aynı ödeme gücü ve aktif büyüklüğe sahip olmaya devam edecek. Görünüşte sadece öz sermaye kalemlerinin yapısı değişmekte fakat özsermayenin toplam büyüklüğü değişmemekte.

Burada dikkate dilmesi gereken husus sermaye azaltımının nakit artırılan sermaye tutarından yapılması gerektiğidir. Çünkü nakit artırılan sermaye haricindeki kısmın sermaye azaltımı suretiyle şirketten çekilmesi, belli durumlarda Kurumlar Vergisi ve her halükarda gelir vergisi stopajı ve beyana dayalı gelir vergisini gündeme getirecek. Örneğin; Kurumlar Vergisi Kanunun eski Geçici 28 yeni 8/12 maddesi uyarınca sermayeye ilave elden gayrimenkul ve iştirak hissesi satış kazancından sermaye ilave edilen kısmın 5 yıl içinde şirketten çekilmesi halinde Kurumlar Vergisi ve kar dağıtımına bağlı vergileri ödenecek. Aynı şekilde sermayeye ilave edilen geçmiş yıl karının da sermaye azatlımı yoluyla ortaklar dağıtımında da gelir vergisi stopajı ve beyana dayalı gelir vergisi gündeme gelecek.

Görüldüğü gibi dağıtılabilir karın dağıtılması ile dağıtılmayıp sermaye azaltımına gidilmesi işlemleri gerek Ticaret Kanunu gerekse Vergi Kanunları açısından farklı prosedürlere tabi olup sonuçları bakımından da bir diğerine benzer nitelikte değil. Mevcut vergi düzenlemeleri dikkate alındığında vergi yükünü tamamen ortadan kaldıran bu yöntemin uygulanmasında bizce bir sakınca bulunmuyor. Zira vergileme açısından bu sonucun ortaya çıkması tamamen vergi kanunlarındaki düzenlemelerden kaynaklanıyor. Karın dağıtılması durumunda vergileme nasıl mevcut vergi kanunlarına göre yapılıyorsa, karın dağıtılmayıp sermayeye ilavesi durumunda bir vergileme yapılmaması da vergi kanunlarında yer alan düzenlemenin gereği. Sermayenin azaltılmasını vergileyen bir düzenleme de mevcut değil.  

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir