Zararlı Vergi Rekabeti Son Buluyor
Kısa süre sonra yasalaşması beklenen Kurumlar Vergisi Kanun Tasarısı mevcut kanunla kıyaslandığında bazı düzenlemeleri itibariyle yepyeni düzenlemeler getiriyor. Getirilen düzenlemelerin bir kısmı vergi sistemimizde var olan uygulamaların güncelleştirilmesi, tartışılır yönlerinin giderilmesi ve uygulamasının kolaylaştırılması amacıyla yapılırken bir kısım düzenlemeler tamamen vergi sistemimize yeni kazandırılan türden. Vergi sistemimize kazandırılan yeni uygulamalardan en dikkat çekici olanı zararlı vergi rekabetinin önlenmesine yönelik olarak yapılan düzenleme.
Artık günümüzde küreselleşmeyle birlikte sermayenin ülkeler arasındaki dolaşım hızının artması gelirin nerede elde edildiğinin takibini zorlaştırmakta. Başta çok uluslu şirketler olmak üzere kıtalar arası ticari oluşumların günümüz ticaretindeki etkinliği gün geçtikçe artıyor. Gelinen bu noktada elde edilen bir gelirin birden fazla ülke tarafından vergilendirilmesi gibi bir durumla karşılaşıldığı gibi, diğer yandan vergi cennetleri olarak tanımlanan yerler aracı kılınarak hiç vergi ödenmemesi veya az vergi ödenmesini sağlayan oluşumlarla da karşılaşılmakta. Gelirin birden fazla ülkede vergilendirilmesinin önüne ülkeler arasında çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ile geçilirken haksız vergi rekabetine neden olan yapılanmalara karşı da her ülke kendi tedbirlerini alıyor.
Vergi cennetleri olarak tanımlanan bu bölgelerin ortak özellikleri:
-Gelir üzerinde hiç vergi yükü bulunmaması veya çok az bulunması,
-Etkin bir bilgi değişiminin bulunmaması,
-Şeffaflığın olmaması,
-Gerçek ve kayda değer faaliyetlerin olmaması veya çok az olması.
Yapılmakta olan düzenleme
Yeni kurumlar vergisinde, bilgi paylaşımı bulunmayan bu gibi ülkelerden veya bölgelerden mal ve hizmet alımı yapan mükelleflere yönelik olarak, bu mükelleflerin yaptıkları ödeme üzerinden vergi kesintisi yapmak suretiyle vergilendirilmeleri öngörülüyor.
Kurumlar vergisi tasarısında bu konuda yapılan düzenleme aynen şöyle:
Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde yerleşik olan veya faaliyette bulunan kurumlara (tam mükellef kurumların bu nitelikteki ülkelerde bulunan iş yerleri dahil) nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılan kurumun mükellef olup olmadığına bakılmaksızın %30 oranında vergi kesintisi yapılır. Ancak, emsaline uygun fiyatlarla satın alınan mal ve iştirak hisseleri için yapılan ödemelerle kredi ana para ve kâr payı ödemeleri üzerinden bu fıkra uyarınca vergi kesintisi yapılmaz. Bu fıkraya göre vergi kesintisine tabi tutulan ödemeler, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre ayrıca vergi kesintisine tabi tutulmaz.
Yapılan bu düzenlemeden hareketle yurt dışından alınan bazı mal ve hizmet alımlarında vergi kesintisi yapılması gerekecek. Hangi ülke ve bölgelerden alınan mal ve hizmetlere uygulanacağını, vergi cenneti olarak bilinen bölge ve ülkeleri Bakanlar Kurulu belirleyecek. Bakanlar Kurulu’nca belirlenen yerlerde yerleşik veya faaliyette bulunan kurumlara yapılan ödemelerden;
-Emsaline uygun fiyatlarla satın alınan mal ve iştirak hissesi için yapılan ödemeler ile
– Kredi ana para ve kar payı ödemeleri
dışındaki diğer tüm ödemeler üzerinden %30 oranında vergi kesintisi yapılacak. Ayrıca kesinti yapılırken, yapılan ödemenin verginin konusuna girip girmediğinin veya ödeme yapılan kurumun mükellef olup olmadığının bir önemi bulunmuyor. Bakanlar Kurulu %30 vergi oranının sıfıra kadar indirme ve bir katına kadar artırma konusunda yetkili.
Görüldüğü gibi kredi anapara ve kar payı, iştirak hissesi alımı ve emsaline uygun fiyatlarla satın alınan mal için yapılan ödemeler dışındaki tüm ödemeler vergi kesintisine tabi tutulacak. Hangi durumlarda emsaline uygun fiyatlarla mal alınmış sayılacağı da yine tasarı da ayrıca düzenlenmiş bulunuyor. Tasarının 13 maddesinde yer alan düzenleme uyarınca emsaline uygun olup olmadığı tespit edilebilecek. Emsale uygunlukla ilgili düzenleme özetle şöyle:
Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder.
Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, aşağıdaki yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit eder:
a) Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi: Bir mükellefin uygulayacağı emsallere uygun satış fiyatının, karşılaştırılabilir mal veya hizmet alım ya da satımında bulunan ve aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilerin birbirleriyle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı piyasa fiyatı ile karşılaştırılarak tespit edilmesini ifade eder.
b) Maliyet artı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, ilgili mal veya hizmet maliyetlerinin makul bir brüt kâr oranı kadar artırılması suretiyle hesaplanmasını ifade eder.
c) Yeniden satış fiyatı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, işlem konusu mal veya hizmetlerin aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilere yeniden satılması halinde uygulanacak fiyattan, makul bir brüt satış kârı düşülerek hesaplanmasını ifade eder.
ç) Emsallere uygun fiyata yukarıdaki yöntemlerden herhangi birisi ile ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak kendi belirleyeceği diğer yöntemleri kullanabilir. Tasarıyla getirilen bu yeni düzenleme ile vergi cenneti olarak bilinen bölgelerde yerleşik veya kurulu gerçek ve tüzel kişilere değişik adlarla yapılan ödemeler nedeniyle vergi matrahının azaltılmasının önüne geçilebilecek. Düzenleme özellikle vergi oranlarının indirilmesi sonrasında halen devam etme olasılığı bulunan zararlı vergi rekabetinin önüne geçecek olması itibariyle olumlu karşılanıyor.