Yurt Dışından Sağlanan Hizmetlerde Hizmetten Faydalananların KDV Sorumluluğu Bulunuyor

Katma Değer Vergisinin konusunu Türkiye’de yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları oluşturuyor. Verginin konusuna giren işlemlerin- faaliyetlerin kanunların veya resmî makamların gösterdiği gerek üzerine yapılması, bunları yapanların hukukî statü ve kişilikleri, Türk tabiyetinde bulunup bulunmamaları, ikametgâh veya işyerlerinin yahut kanunî merkez veya iş merkezlerinin Türkiye’de olup olmaması işlemlerin mahiyetini değiştirmediği gibi vergilendirme de engel olmamakta.

Verginin konusuna giren işlemleri yapanın Türkiye’de bulunmaması halinde vergisel ödevleri kimin yerine getireceği hususu vergi alacağının güvenceye alınması açısında önem taşır. Bu gibi durumlarda vergiden kimin sorumlu tutulacağının belirlenmesine yönelik KDVK’nun 9. maddesindeki düzenlemeye bakmak gerekiyor.

KDVK’nun 9. maddesindeki düzenlemede mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı’na, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilme yetkisi tanınmış bulunuyor. Bu düzenleme gereği yurt dışındaki firmalara yaptırılan hizmetlerin vergisel yükümlülüğü, bu firmaların Türkiye içinde ikametgahı, iş yeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmuyorsa, hizmetten faydalanan yurt içindeki firma tarafından yerine getirilecek.

Hangi tür hizmetlerin Türkiye’de yapılmış sayılacağı KDVK”nun 6. maddesinde yer almakta. Bu düzenlemeye göre; hizmetin Türkiye”de yapılması veya hizmetten Türkiye”de faydalanılması halinde işlem Türkiye’de yapılmış sayılarak vergilendirilecek.

Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde yurt dışından sağlanan hizmetlerde(serbest meslek, telif, patent, marka, know-how, kiralama, ve benzeri);

-Hizmet Türkiye’de yapılmışsa veya hizmetten Türkiye”de faydalanılmışsa,

-Hizmet sağlayan firmanın Türkiye”de ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmuyorsa,

KDV”nin ödenmesinden hizmetten faydalanan yurt içindeki kişi veya kurumlar sorumlu olacak. Örneğin (B) AŞ’nin üretimini yapacağı bir mal ile ilgili olarak İtalyan firmasından lisans sağlaması ve bunun karşılığında lisans ücreti ödemesi durumunda ödenen bedel üzerinden KDV hesaplanıp (B) AŞ tarafından ödenmesi gerekecek.

Yapılan düzenlemeler dikkate alındığında gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayanların da KDV sorumluluğu bulunduğu anlaşılıyor. Yani vergi mükellefi olmayanlar da yurt dışından bir hizmet temin etmişlerse hizmet bedeli üzerinden sorumlu sıfatıyla KDV ödemek durumunda. Örneğin vergi mükellefiyeti bulunmayan Bay A, yaptıracağı villasının projesini Fransa’da mukim birisine yaptırırsa proje çizim bedeli üzerinden %18 oranında KDV hesaplayıp vergi dairesine ödemesi gerekiyor.

Yurt dışından temin edilen hizmetin KDV’sinin konusuna girmediği veya KDV’den istisna edilmesi durumunda ise herhangi bir sorumluluk doğmayacak.

Yurt dışında mukim kişi veya kuruluşun Türkiye”de işyeri varsa bu iş yeri ile ilgili olarak mükellefiyet tesis ettirecek, KDV’si mükellefiyetini kendisi yerine getirecek. Bu durumda hizmet alanın herhangi bir vergi sorumluluğu olmayacak.

Yurt dışından sağlanan hizmetlerde sorumluluğu bulunanlar ödedikleri hizmet bedeli üzerinden hesaplayacakları KDV”sini 2 nolu KDV Beyannamesi ile birlikte beyan etmek ve ödemek durumundalar. KDV mükellefi konumunda olanlar ödedikleri bu vergiyi genel esaslar çerçevesinde indirim konusu yapabilirler.

Örnek :  Almanya’da yerleşik A firması Türkiye’de yerleşik B firmasına Şubat 2006 döneminde bilgisayar işletim sistemi kuruyor. Bu kurulum hizmeti için Türkiye’de yerleşik firma o günün kuru ile 255.000 YTL tutarında fatura alıyor. Buna göre Türkiye’de ki firmanın bu fatura karşılığında yapacağı işlemler şöyle olmalıdır.

Öncelikle alınan bu hizmetten Türkiye’ de yararlanıldığı için Türkiye’ de yerleşik B firması çısından KDV sorumluluğu doğacaktır. Şubat 2006 dönem KDV beyan tarihi olan 20 Mart 2006 tarihine kadar B firması 2 nolu KDV beyannamesi ile fatura bedeli olan 255.000 YTL’nin %18 lik kısmını yani 45.900 YTL’yi beyan edecektir. Yine aynı döneme ilişkin 1 nolu KDV beyannamesinde ise 2 nolu KDV beyannamesi ile beyan ettiği 45.900 YTL’yi indirim konusu yapacaktır.

Vergilendirmeye ilişkin bir hususa daha dikkat etmek gerekir. Yurt dışından sağlanan hizmetlerde KDV’si sorumluluğu yanında ayrıca hizmeti sağlayanlar dar mükellef konumunda olduklarından GVK’nun 94. veya KVK’nun 24. maddelerine göre stopaj yapma yükümlülüğü de doğabilir. Uluslararası vergi anlaşmalarının varlığı halinde gelir ve kurumlar vergisi stopajı tamamen ortadan kalkmış veya oranı değişmiş olabilir. Ancak, vergi anlaşmaları KDV”yi kapsamadığından KDV sorumluluğunun herhalde yerine getirilmesi gerekiyor. Bu duruma ayrıca dikkat edilmeli.

Hizmet ithalinde dikkat edilecek bir diğer husus da döviz cinsinden yapılan hizmet ödemelerinde kurun nasıl dikkate alınacağı. Hizmetin ne zaman ifa edilmiş olduğunu tespit etmek her zaman kolay değil. Bu gibi durumlarda fatura veya benzeri belgenin tarihini hizmetin ifa edildiği tarih olarak kabul etmek en doğru yaklaşım olacak. Ancak, ödeme bu belge tarihinden daha önce yapılmışsa ödeme tarihi baz alınmalı. Belge tarihindeki kur veya ödeme daha önce yapılmışsa ödeme tarihindeki kur baz alınarak bulunan YTL karşılığı KDV matrahı olarak dikkate alınacak.