Yeni Vergi Düzenlemeleri: Menkul Kıymetler Ve İstisnalar

Uzun zamandır Maliye Bakanlığı bünyesinde devam eden menkul kıymetler ve yatırım araçlarına ilişkin çalışmaların sonuna gelindi. Vergi Konseyi”nin de katkı sağladığı bu çalışmalarla ilgili olarak Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan hafta başında mali piyasaları ve şirketleri yakından ilgilendiren bir açıklama yaptı. Açıklamaların  ve bakanlık bünyesinde yürütülen çalışmaların hem menkul kıymetlerin vergilendirilmesini hem de 2004 yılında uygulamasının  son  bulması beklenen vergi istisnalarını ilgilendiren yönleri bulunuyor

A-Menkul Kıymet  ve Yatırım Araçlarına İlişkin Düzenlemeler:

 2005 Yılı Uygulamaları: Menkul sermaye iratlarının vergilendirilmesinde 2004 yılı için geçerli olan istisna ve muafiyet uygulamaları 2005 yılı içinde aynen geçerli olacak. Bu durumda Devlet tahvili, Hazine bonosu ve Eurobonlardan elde edilen gelirler için uygulanmakta olan 156.505.290.000 liralık istisna yeniden değerleme oranında artırılmış olarak 2005 yılında da uygulanacak; faiz, repo ve menkul kıymet yatırım fonlarının katılma belgelerine ödenen kar payları tutarlarının tamamı 2005 yılında da beyan dışı bırakılacak 

 2006 Yılı ve Sonrası Uygulama: 2006 yılından itibaren uygulanmak üzere getirilecek olan sistem bir çok açıdan menkul kıymetlerden elde edilen gelirlerin vergilendirmesinde yeni özellikler taşımaktadır:

  • Bütün menkul kıymetler aynı oranda vergileniyor,
  • Kaynakta kesme sistemiyle vergileme yapılacak. Bundan sonra bu gelirler için ayrıca beyanname verilmeyecek,
  • Vergileme banka ve aracı kurumlar tarafından menkul kıymetin alım satım bedeli arasındaki fark üzerinden yapılacak,
  • Yeni düzenleme 01.01.2006 tarihinden itibaren geçerli olacak ve bu tarihten önce ihraç edilmiş menkul kıymetlerden sağlanan gelirler için uygulanmayacak,
  • 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen kamu kağıtları için ihraç tarihindeki geçerli sistem uygulanacak,
  • Geçmişe yönelik herhangi bir vergileme yapılmayacak.

Genel özelliklerini anlattığımız bu sisteme banka ve aracı kurumlar aracılığıyla alınıp satılan menkul kıymetler tabi olacak. Kayıt sistemine girmeyen menkul kıymetler için ise mevcut sisteme göre vergileme yapılacak.

 Ayrıca yeni sistemde istisna olmayacak; odalar, borsalar, kanunla kurulan vakıf ve dernekler, meslek örgütleri, siyasi partiler ve emekli ve yardım sandıkları dahil gelir elde eden herkesten stopaj yapılması gündemde. Mevcut düzenlemede bu tür kurumlardan GVK’nun 94.maddesi uyarınca stopaj yapılmıyor.

Vergi Konseyi menkul kıymetlerden elde edilen tüm gelirler için % 10 (*) oranında stopaj yapılmasını tavsiye etti. Ancak bakanlık mevcut vergi performansını etkilemeyecek, mali ensrümanlar arası eşitliği bozmayacak ve sermeye piyasasına etkisi nötr olacak bir oran konusunda çalışmalarını devam ettiriyor.

Yeni sistemle birlikte yabancı para cinsinden olan menkul kıymetlerde kur farkının da faizle birlikte stopaja tabi tutulması gündeme gelecek. Zira kur farkı dikkate alınmadığı zaman menkul kıymetler arasında eşitliğin sağlanamayacağı düşünülüyor. Ancak düzenlemenin bu şekilde yapılması; vergilenmesi söz konusu olmayan yastık altında tutulan dövizlerin piyasaya çıkmaları halinde vergilenmesi gibi bir sakıncayı hemen beraberinde getirecek.

 Vergilemenin kaynaktan kesme şeklinde yapılması durumunda değerlemenin hangi yöntemle yapılacağı; LİFO, FİFO, ağırlıklı ortalama yöntemlerinden hangisinin uygulanacağı tartışılması gereken önemli bir konu olarak karşımıza çıkıyor. (*)

B-Kurumlar Vergisi İstisnası:

1987 yılından itibaren kurumlar vergisi mükellefleri tarafından uygulanmakta olan gayrimenkul ve iştirak kazançları istisnası yeni bir düzenleme yapılmayacak olsaydı 01.01.2005 tarihinden itibaren artık uygulanmayacaktı. Ancak gerek Kurumlar Vergisi Kanununun Geçici 28, gerekse Geçici 29.maddeler uyarınca uygulanan istisna, yapılacak yeni düzenlemelerle bankalar ve bütün kurumlaraçısından kalıcı hale getiriliyor. Kalıcı hale getirilecek bu düzenleme yıl sonuna kadar yetiştirilecek.

C-KDV İstisnası:

Bu güne kadar kurumlar vergisi istisnasına bağlı olarak gayrimenkul satışlarında KDV istisnası da uygulanmaktaydı. Özellikle enflasyon muhasebesine geçilmesinden  sonra bazı satışların zararla sonuçlanması nedeniyle sermayeye eklenecek bir kazanç sözkonusu olmadığından  kurumlar vergisinden istisna bir kazanç da oluşmuyordu. Bu durumda kurumlar vergisi istisnasının uygulanmasına bağlı olan KDV istisnası da uygulanamıyordu. Yeni yapılacak düzenlemede bu tür satışlarda KDV istisnasının uygulanması kurumlar vergisi istisnasının uygulanmasından bağımsız olarak ele alınıyor ve kalıcı olarak düzenleniyor.

D-Tapu Harcı Uygulaması:

Kurumlar vergisi istisnasına paralel olarak uygulanan tapu harcı istisnası 31.12.2004 tarihinde sona ermektedir.Bu konuda yeni bir düzenleme yapılması beklenmiyor. Bu tarihten sonraki gayrimenkul satışları tapu harcına tabi olacak.

Not:

(*)Makalenin yayımlanmasından sonra tasarı, 31.12.2004 tarih ve 25687 sayılı 3.Mükerrer Resmi Gazetede5281 sayılı Kanun olarak yayımlandı.

(*) 5281 sayılı Kanun metninde “Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan menkul kıymetler yatırım fon ve ortaklıklarının 2005 yılı kurum kazançlarının tespitinde; portföylerinde bulunan ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetleri, 2005 yılında işlem gördüğü son günde oluşan ağırlıklı ortalama fiyat veya alış bedelinden yüksek olanı ile, aynı menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracından değişik tarihlerde alımlar yapıldıktan sonra bunların bir kısmının elden çıkarılması halinde, ilk giren ilk çıkar yöntemi kullanılmak suretiyle, tevkifat matrahının tespitinde dikkate alınacak alış bedeli belirlenir” şeklinde belirilmiştir. 

(* )Makalenin yayımlanmasından sonra tasarı, 31.12.2004 tarih ve 25687 sayılı 3.Mükerrer Resmi Gazetede5281 sayılı Kanun olarak yayımlandı. Kanun maddesinde stopaj oranı %15’dir.