Yatırım İndiriminde Kaos Var: Acil Müdahale Gerekiyor
Vergi sistemimizde uzun süredir uygulanan, uygulama sırasında değişik tarihlerde birçok değişikliğe uğrayan yatırım indirimi müessesesi, 5479 sayılı Kanunla 01.01.2006 tarihinden geçerli olmak üzere tamamen yürürlükten kaldırıldı. Yeni dönemde yatırımcıların sadece kazanılmış bir kısım haklarının korunması amacıyla geçici bir maddeyle yatırım indirimine ilişkin düzenlemeler yapıldı. Yaklaşık 40 yılı aşkın süredir uygulanan ve yatırımcılar açısından önemli bir vergi avantajı sağlayan böyle bir müessesenin kaldırılıyor olması birçok tartışmaların yaşanmasına neden olmuştu. Yatırım indirimi uygulaması tamamen kaldırılırken sadece 01.01.2006 tarihinden önce başlayan yatırımlarla ilgili olarak kazanılmış bir kısım hakların kullandırılmasına yönelik olarak GVK’nun Geçici 69. maddesindeki düzenlemeler itibariyle konu güncelliğini koruyor. Kazanılmış hakların korunmasına yönelik olarak getirilen geçiş düzenlemesi ile sadece önceden yapılmış ve yapılmakta olan bir kısım harcamaların belli şartlarla yatırım indirimi istisnasından yararlanması öngörülmüşken kazanılmış bu hakların kullanılması dahi yeni tartışmaları gündeme getirdi.
GVK’nun Geçici 69’uncu maddesindeki düzenlemeyi hatırlayacak olursak özetle mükelleflerin;
-2006 yılına devreden yatırım indirimi hakları,
– 24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 09.04.2003 tarihli ve 4842 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmadan önceki ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6. maddeleri çerçevesinde başlanılmış yatırımları için belge kapsamında 01.01.2006 tarihinden sonra yapacakları yatırımları,
– 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mülga 19. maddesi kapsamında 01.01.2006 tarihinden önce başlanan yatırımlarla ilgili olarak, yatırımla iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edip bu tarihten sonra yapılan yatırımları,
yatırım indiriminden faydalanabiliyor.
Özetle mükellefler; 01.01.2006 tarihi itibariyle kazanç yetersizliği nedeniyle 2005 yılı kazançlarından indiremedikleri tutarları ile bu tarihten sonra yapacakları bir kısım yatırım harcamalarını kazançlarından indirmeye devam edebilecekler. Ancak yapılan harcamalar nedeniyle hak kazanılan istisna tutarları sadece 2006, 2007 ve 2008 yılı kazançlarıyla sınırlı olarak indirilebilecek, daha ileriki yıllarda indirilemeyeceği gibi daha sonraki yıllarda yapılan harcamalar da dikkate alınmayacak. Yapılan düzenlemede dikkate alınması gereken bir diğer önemli husus da yatırım indiriminden faydalanılan yıllarda yeni vergi oranları değil, %30’luk vergi oranı uygulanacak.
GVK’nun 19. maddesi kapsamında 01.01.2006-31.12.2008 tarihleri arasında yapılacak yatırım indirimi şartlarına mali idarenin özellikle vergi dairesi başkanlıklarının özelge bazındaki yaklaşımı bir çok kafa karışıklığını ve tartışmayı beraberinde getirdi. Mali idare GVK’nun 19. maddesi kapsamında yapılacak harcamaların yatırım indirimine konu edilmesi için maddenin lafzında var olan; önceden yatırıma başlanmış olması ile yapılacak yatırımların iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz etmesi şartlarını bizce yanlış ve dar yorumlamakta. Tartışmalar da bu yanlış ve dar yorumlamadan kaynaklanıyor. Kuşkusuz mali idarenin özelge bazındaki yanlış yorumuna yasal düzenleme sonrası yayımlanan 3 Seri nolu KVK sirküleri de bir miktar zemin hazırlamış bulunuyor. GVK’nun 19. maddesi kapsamında 01.01.2006–31.12.2008 tarihleri arasında yapılacak yatırımların yatırım indiriminden faydalanabilmesi için; 01.01.2006 tarihinden önce yatırımlara başlanılmış olması ve yapılacak yatırımların iktisadi ve teknik bütünlük arz etmesi yeterli iken 3 Seri nolu KVK Sirkülerinde konu “komple ya da entegre tesisler gibi tamamlanması belli bir süreci gerektiren yatırımlar ile ilgili ve bu yatırımlarla iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edip bu tarihten sonra yapılan yatırım harcamaları” şeklinde açıklanarak yasanın lafzında olmayan “komple ya da entegre” ibaresi ile yeni bir şart getirildi. Hatta sirkülerdeki ifade de dahi komple ya da entegre tesisler gibi ibaresine rağmen önceden başlandığı ispat edilebilen ve iktisadi ve teknik bakımdan bir bütünlük arz eden yenileme yatırımlarına ilişkin olumsuz görüş verildi.
Uygulamaya ilişkin Maliye İdaresinin özelgeler yoluyla ortaya koyduğu ve yasal düzenleme karşısında haksız olduğunu ortaya koymaya çalıştığımız yaklaşımını 3 ana başlık altında toplamak mümkün.
1-Yatırımın Cinsi Komple Ya da Entegre Yatırımla Sınırlandırılıyor: Mali idarenin verdiği bir kısım özelgelerde yatırıma önceden başlanıldığı halde yapılan yatırımın komple ya da entegre tesis gibi tamamlanması belli bir süreci gerektiren yatırımlardan olmadığı ifade edilerek yatırım indiriminden faydalanılamayacağı belirtiliyor. Oysa kanun lafzında böyle bir şart öngörülmediği gibi sirkülerde dahi komple ya da entegre yatırımlar “gibi” ibaresi kullanılarak yatırım türünün sadece komple veya entegre yatırımla sınırlı olmadığı aslında ortaya konmuş durumda. Ancak kanun lafzında olmayan bu tanımlama modernizasyon, yenileme, kalite düzeltme, darboğaz giderme ve ürün çeşitlendirme gibi kategorize edilen başlamış yatırımların yatırım indiriminden faydalanacağını tartışmalı hale getiriyor.
2-Yatırıma Önceden Başlandığının İspatında Katı Davranılıyor: GVK’nun 19.maddesi kapsamında yapılan yatırım harcamasının indirimden faydalanabilmesi için kanunda yer alan iki şarttan birisinin 01.01.2006 tarihinden önce yatırıma başlanmış olması dolayısıyla başlandığının ispat edilmesi olduğunu ifade etmiştik. Konuya ilişkin yayımlanan 3 Seri nolu KVK Sirkülerinde yatırıma başlanmış olmanın ispatı olarak; yatırım kapsamında ithal edilecek mallar için 1.1.2006 tarihinden önce akreditif açtırılması, yatırım büyüklüğü ile ilgili olarak altyapı hazırlıklarının tamamlanmış olması, mal ve hizmet üretim yeri olarak bina inşaatına başlanılması, yatırımların gerçekleşme durumu hakkında Organize Sanayi Bölgelerinde Bölge Yöneticiliğine, diğer bölgelerde Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüklerine bilgi verilmiş olması gibi haller örnek olarak sayılmışken kimi özelgelerde sirkülerde sayılan bu durumlar örnek niteliğinde değil de tadadi olarak sayılmış gibi yorumlar yapılmakta. Oysa sayılan bu örnekler dikkatle incelendiğinde yatırıma başlandığının göstergesi olarak her halükarda yatırım harcamasının başlamış olmasını değil aynı zamanda yatırıma başlama niyetinin somut olarak varlığını da yatırıma başlamanın bir göstergesi kabul ediliyor. Bu yaklaşımın yasanın lafzı ve ruhu ile de tam bir uyum içinde olduğundan bir kuşku yok. Hal böyle iken 2005 yılında arsa ve inşaat malzemelerinin satın alınması ancak inşaat ruhsatının alınmasının 2006 yılına sarktığı bir durumda bina ruhsatının 2006 yılında alınmış olmasından hareketle yatırıma 01.01.2006 tarihinden önce başlanmış kabul etmeyerek sonraki dönemlerde yapılan harcamaların da indirimden faydalanamayacağı yönünde görüş bildirilebiliyor.
3- İktisadi ve Teknik Bakımdan Bütünlük Arz Etmesi Yanlış Yorumlanıyor: İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz etmekten ne anlaşılacağı yasada tanımlanmış değil. Buna rağmen maliye idaresi yatırıma önceden başlandığını ispat edilse bile mevcut yatırımla birlikte yapılmayıp sonradan yapılacak yatırımların çoğunu iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz etmemesi nedeniyle yatırım indiriminden yararlanamayacağı görüşünde. Oysa 22 Seri nolu GVK Sirkülerinde iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden iktisadi kıymetler; bir işletmede belli bir fonksiyon etrafında birleşerek bir üretimde bulunan veya üretime her hangi bir aşamada bir değer kazandıracak nitelikteki bir fonksiyonu birbirini tamamlayarak yerine getiren iktisadi kıymetler topluluğu olarak tanımlanmış durumda. Bu tanımlamadan hareketle de:
– Bir bilgisayar sistemini oluşturan donanım malzemeleri,
– Bir tekstil işletmesinde yeni bir üretim bandı oluşturulmasında kullanılan makineler,
– Yazar kasalar ve barkot okuyucu cihazlar,
– Okul sıra ve masaları,
– Turistik otel için alınan yatak, yorgan ve battaniyeler,
– Lokanta işletmesi için alınan tabak, çatal, bıçak ve bardaklar,
aynı fonksiyona hizmet ettiklerinden, iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük oluşturdukları kabul edilmiş bulunuyor. Sirkülerde yapılan bu tanımlamadan hareket edildiğinde “aynı fonksiyona hizmet etme” ölçüsünün ön plana çıktığı görülüyor. Bu bakış açısıyla ilk yapılan yatırımdan tamamen bağımsız ve farklı nitelik arz etmeyen çoğu ilave yatırımın indirimden faydalandırılması gerekir.
Yatırımın ve istihdamın eskisinden daha çok konuşulduğu bu günlerde yatırım indirimi hakkının yeniden vergi sistemimize kazandırılması yatırımcıların en büyük beklentisi. Ancak yatırımcılar tam bu beklenti içerisindeyken geçiş döneminde kazanılmış hakların korunmasına yönelik getirilen düzenlemedeki hakların dahi yasada olmayan yeni şartlarla daraltılması vergi adaleti ile bağdaşmaz. Bakanlığın bu konuyu tümüyle ele alıp adil ve acil bir şekilde çözüme kavuşturması gerekiyor. Zira konu özelgelerle çözülemeyecek kadar önemli.