Şirketlerin Yurt Dışı İştiraklerinden Elde Ettikleri Kazançlara Yeni Düzenleme: İstisnadan Faydalanmak Daha Kolay

Halen TBMM’de yasalaşmayı bekleyen yeni kurumlar vergisi yasa tasarısında mevcut yasa ile kıyaslandığında önemli sayılabilecek değişiklikler bulunuyor. Yürütme maddesi dahil toplam 38 maddeden oluşan yeni tasarıda yer alan önemli düzenlemelerden biri de şirketlerin yurt dışı iştirak ve şube kazançlarına yönelik yapılan değişiklikler.

Mevcut kurumlar vergisi kanunumuzda şirketlerin yurt dışı iştiraklerinden elde ettiği kazançlar iştirak edilen kurumun kar dağıtımına bağlı olarak vergilendirilirken kar dağıtımı zorunluluğu bulunmayan ülkelerde elde edilen bu nevi kazançlar tamamen vergi dışı kalabiliyordu. Yeni düzenlemede yurt dışı iştirak karları fiilen dağıtılmasa bile dağıtılmış kabul edilerek kurumlar vergisine tabi tutulabilecek.

Tasarının 5. maddesinin (b) bendinde yurt dışı iştirak ve şubelerinden elde edilen kazançların hangi durumlarda kurumlar vergisinden istisna edileceğine ilişkin şartlar yer alıyor. Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim ve limited şirketlerin sermayesine iştirak edilmesi halinde bu iştirakten elde edilen kazançlar aşağıdaki şartlarda kurumlar vergisinden istisna olacak, aksi durumda vergilendirilecek:

 1) İştirak payını elinde tutan şirketin, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az %10’una sahip olması,

2) Kazancın elde edildiği tarih itibarıyla iştirak payının kesintisiz olarak en az 1 yıl süreyle elde tutulması (Rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle veya yurt dışı iştirakin iç kaynaklarından yapılan sermaye artırımları nedeniyle elde edilen iştirak payları için sahip olunan eski iştirak paylarının elde edilme tarihi esas alınır),

3) Yurt dışı iştirak kazancının kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler dahil iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az %15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması; iştirak edilen şirketin esas faaliyet konusunun, finansal kiralama dahil finansman temini veya sigorta hizmetlerinin sunulması ya da menkul kıymet yatırımı olması durumunda, iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması,

4) İştirak kazancının, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi gerekiyor.

   Mevcut düzenlemede; 1. maddede yer alan %10”una sahip olma şartı %25 olarak yer alırken 2. maddede yer alan 1 yıllık en az kesintisizi alarak elde tutma süresi 2 yıl olarak yer almakta. Aynı şekilde mevcut düzenlemede 3. maddede yer alan %15”lik en az vergi yükü %20 olarak yer alıyor. Türkiye’de gelir ve kurumlar vergisinden oluşan vergi yükleri kadar vergi yüküyle muhatap olunması halinde istisnadan faydalanabilecek sektörler arasına finansal kiralama sektörü de  tasarı ile dahil edildi. 

Tasarıda yer alan düzenlemede şirketlerin yurt dışında bulunan iş yerleri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri kazançlar;

1) Bu kazançların, doğduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az %15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması,

2) Kazançların elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması,

3) Ana faaliyet konusu, finansal kiralama dahil finansman temini, sigorta hizmetlerinin sunulması veya menkul kıymet yatırımı olan kurumlarda, bu kazançların doğduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az Türkiye’de uygulanan kurumlar vergisi oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması,

şartlarının topluca sağlanması durumunda vergiden istisna ediliyor. Oysa mevcut düzenlemede vergi yükünün en az %15 olması durumunda kazancın yarısı, en az %10 olması durumunda da üçte birisi vergiden istisna edilmiş durumda.

Şirketlerin yurt dışındaki inşaat, onarım, montaj işleri ve teknik hizmetlerin yapılabilmesi için ilgili ülke mevzuatına göre ayrı bir şirket kurmalarının zorunlu olduğu durumlarda, özel amaç için kurulduğunun ana sözleşmelerinde belirtilmesi ve fiilen bu amaç dışında faaliyetinin bulunmaması şartıyla, söz konusu şirketlere iştirak edilmesinden elde edilen kazançlar için bu bentte belirtilen şartlar aranmadan bu kazançlar vergiden istisna olacak.

Ödenen vergi yükünün hesaplanması, kanuni veya iş merkezinin bulunduğu ülkede ilgili dönemde tahakkuk eden ve kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler dahil olmak üzere toplam gelir ve kurumlar vergisi benzeri verginin, bu dönemde elde edilen toplam dağıtılabilir kurum kazancı ile tahakkuk eden gelir ve kurumlar vergisi toplamına oranlanması suretiyle yapılacak.

Şirketlerin gerek yurt dışı iştiraklerden gerekse yurt dışındaki şube ve işyerlerinden elde ettikleri kazançlar açısından bir değerlendirme yapıldığında tasarıda yer alan düzenlemelerin mevcut düzenlemeye oranla istisnadan yararlanma şartlarını kolaylaştırdığını ve bu anlamda firmaların uluslar arası rekabet gücünün artırılmasına olumlu yönde katkı yaptığı söylenebilir. Ayrıca tasarı ile şirketlerin yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergiden istisna olma şartları da kolaylaştırılıyor. Kazancın elde edildiği tarih itibarıyla devamlı olarak en az bir yıl süreyle nakit varlıklar dışında kalan aktif toplamının %75 veya daha fazlası, kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim veya limited şirket niteliğindeki şirketlerin her birinin sermayesine en az %10 oranında iştirakten oluşan tam mükellefiyete tabi anonim şirketlerin, en az 2 tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kurum kazançları vergiden istisna ediliyor. Mevcut düzenlemede en az bir yıllık süre 2 yıl olarak yer alırken en az %10”luk iştiraklilik oranı %25 olarak yer alıyor. Tasarı ile iştirak kazançlarının elden çıkarılmasından doğan kazançların büyük bir kısmının vergiden istisna edilmesi amaçlanıyor.