Nasıl Bir Vergi İndirimi Yapılmalı / Yapılabilir?
Maliye Bakanlığı şu günlerde yoğun olarak gelir ve kurumlar vergisinde yapılması düşünülen değişiklikler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Kurumlar Vergisi Kanununda yapılan değişikliklerin 1 Ocak 2006 tarihinden önce yürürlüğe girmesi bekleniyor. Yapılması düşünülen değişikliğin en önemli kısmını vergi oranları üzerinde yapılacak değişiklik oluşturuyor.
Özellikle kurumlar vergisi oranlarında nasıl bir değişikliğe gidileceği merak ediliyor. Ülkenin içinde bulunduğu mevcut bütçe olanakları dikkate alındığında kısa vadede gelir azaltıcı etkisi fazla olan bir indirime gidilmesi düşünülemez. Diğer taraftan da istihdam ve yabancı sermaye artışı için acil olarak yapılması gerekenler var. Gerek AB gerekse birliğe henüz dahil olmamış yakın bölge ülkelerinin maliye politikaları da yapılması düşünülen değişiklikler sırasında yakından takip ediliyor. Zira son yıllarda vergi politikalarının yabancı sermaye üzerinde etkisi sermeyenin artan hareketliliğine bağlı olarak daha da önemli hale geldi. Bu nedenle ülkelerin vergi politikalarının bugünü ve geleceği artık eskisinden daha önemli.
Dünyadaki Gelişmeler
Bir çok ülkenin vergi oranlarını indirmesiyle bu alandaki uluslar arası rekabet zaten artmış durumda. Bu alanda yaşanan rekabet bazı durumlarda vergi dampingi olarak dahi tanımlanacak boyuta gelebilmekte. Hiçbir ülkenin böyle bir rekabetin dışında kalması düşünülemeyeceği için Türkiye’nin de çevresinde oluşan yeni durumlara göre kendisine uygun yeni stratejiler oluşturması gerekiyor. Çevremizde her şey yeniden şekilleniyor. İçinde Romanya ve Bulgaristan”ın da bulunduğu eski Doğu Avrupa ülkeleri sahip oldukları ucuz işgücü avantajına bir de cazip vergi oranları ekleyerek çok kısa zamanda ciddi mesafe kazandılar.
OECD ülkeleri nezdinde ve 2000–2003 dönemlerini kapsayan bir çalışma, bu dönemde Türkiye”nin de dahil olduğu 13 ülkenin vergi oranı değişmezken diğer 16 ülkenin vergi oranlarını düşürdüğünü ortaya koyuyor. Bu dönemde en büyük vergi oranı düşüşü sırasıyla Almanya, İzlanda, İrlanda, Lüksemburg gibi ülkeler tarafından gerçekleştirilmiş. Söz konusu indirimler bazı ülkelerde tek yılda blok halinde yapılırken bazılarında birkaç yılı kapsayan sürelerde yapılmış. OECD ülkeleri içinde en yüksek vergi oranının %35’ler civarında olduğu dikkate alındığında ülkemizde uygulanan %33’lük vergi oranı ile yüksek oranlı vergi uygulayan ülkeler arasında bulunduğumuz söylenebilir. Ayrıca söz konusu bu üç yıllık dönem baz alındığında tüm OECD ülkeleri ile son genişleme süreci öncesindeki 15 AB ülkelerinin vergi oranları ortalaması gittikçe azalırken ülkemizde oran değişmemiştir.
Dünyada genel eğilim vergi oranlarının düşmeye devam edeceği yönünde ve Avrupa’da bu trend çok daha belirgin. Avrupa”da en büyük düşüş Polonya, Slovakya, Portekiz ve Ukrayna”da gerçekleşti. Polonya %27 olan kurumlar vergisi oranını 2004 yılında %19’a düşürürken Slovakya %25 olan oranı %19’a ve Portekiz de %33 olan oranı aynı dönemde %27,5’e düşürdü. Türkiye’nin büyük ticaret ortağı ve ihracat pazarı pozisyonunda bulunan Ukrayna vergi oranını %30’dan %25’e indirdi ve bu oran 2005 yılında %20, 2006 yılında ise %15 olarak uygulanacak.
Türkiye’de 2004 yılı itibariyle %33 olarak uygulanan kurumlar vergisi oranı 2005 yılı kazançlarından itibaren uygulanmak üzere %30 olarak uygulanacak. Bu oranlar komşularımız ile diğer yakın bölge ülkelerindeki vergi oranlarından da hayli yüksek. Bulgaristan %19,5, Romanya %25, Rusya %24 oranında vergi uygulamakta. Bulgaristan kademeli indirim uyguladığından kurumlar vergisi oranı 2005 yılında %15 olarak uygulanırken 2006 yılında %12 olarak uygulanacak. Bu ülkeler vergi indirimlerinin yatırımlar üzerindeki etkisini çok kısa zamanda gördüler. Zira Bulgaristan’a yapılan doğrudan yatırımların GSMH’ya oranı %10 gibi bir orana ulaşmak üzere.
Görüldüğü üzere Türkiye vergi oranları itibariyle diğer ülkelerde yapılan vergi indirimlerine de bağlı olarak yüksek oranlı ülkeler grubuna dahil durumda. Gerek ülkemizde yapılacak yatırımların yurt dışına kaymaması gerekse yabancı sermayenin çekilebilmesi için aşamalı bir tarzda vergi oranının düşürülmesi kaçınılmaz bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Gelinen nokta da Almanya bile vergi oranının %19’a indirmeyi planlıyor. Bizim dışımızda şekillenen ve bizi çok yakından ilgilendiren böyle bir rekabetin dışında kalmamız düşünülemez.
Nasıl Bir İndirim Yapılabilir?
Doğru bir strateji ortaya konulabilmesi için öncelikle kanuni vergi oranlarıyla birlikte indirim ve istisnalarında gözden geçirilmesi gerekiyor. Zira kanuni vergi oranı bilinir durumda iken indirim ve istisnalar dolayısıyla azalan ve şirketlerin nihai olarak ödeyecekleri vergiyi anlatan efektif vergi oranlarının da bilinmesi gerekiyor. Bu oran Almanya gibi ülkelerde kanuni vergi oranının 4-5 puan altında gerçekleşirken ülkemizde kanuni vergi oranları ile efektif vergi oranları arasında oldukça önemli farklılıklar bulunuyor. Bu durum ülkemizde özellikle geçmiş yıllarda daha belirgin olmak üzere, uygulanan indirim ve istisnalar gibi uygulamalar nedeniyle vergi matrahının büyük ölçüde azaltıldığı veya sıfırlandığını göstermekte. Diğer bir ifadeyle ülkemizde kanuni vergi oranları yüksek gözükmekle birlikte indirim ve istisna gibi uygulamaların da dikkate alındığı durumda esasen fiilen muhatap olunan vergi oranı(efektif vergi oranı) belli sektörlere göre değişiyor olmakla birlikte kanuni vergi oranının yarısında daha az bir oranı ifade ediyor.
Türkiye’nin vergi oranlarında indirime giderken dikkate alması gereken bir diğer nokta bütçe dengeleri. Yapılacak değişikliğin ciddi vergi geliri azalışına neden olmaması gerekiyor. Bütçe dengelerinin korunabilmesi için ya etkin bir kayıt dışılıkla mücadele yapılarak gelir artışıyla gelir azalışı telafi edilmeli ya da kanuni vergi oranları indirilirken indirim, istisna ve muafiyetlerin en aza indirilecek şekilde gözden geçirilerek efektif vergi oranı artırılmalı. Böylece sistemin daha basit ve şeffaf hale gelmesi de sağlanmış olacak.
Diğer taraftan KOBİ ölçeğindeki işletmelerin daha düşük oranda vergilendirilmesi tartışılan bir diğer konu. Bu talep ikili bir tarife uygulanarak fazla bir gelir kaybına neden olmadan gerçekleştirilebilir. Fazla bir gelir kaybına uğramaması için de ilk oranın uygulanacağı tutarın yüksek tutulmaması gerekiyor.
Sonuç olarak belirtmek gerekirse kurumlar vergisi oranlarının düşürülmesi yönünde yapılan çalışmalarda kanuni vergi oranının düşürülmesi gerektiği konusunda Maliye Bakanlığı da dahil tüm kesimler hemfikir. Ancak bu işlemin vergi hasılatı kaybına uğramadan yapılma zorunluluğu bulunuyor. Bu nedenle kanuni vergi oranları düşürülürken efektif vergi oranlarının artırılması kaçınılmaz gözüküyor. Düşük ancak artan oranlı bir kurumlar vergisinin uygulanması ise ilk oranın uygulanacağı dilimin yüksek olmaması şartıyla sıcak bakılabilecek bir diğer konu. Hemen belirtelim ki, yıl sonuna kadar yapılması planlanan değişiklik ancak 2006 takvim yılı kazançlarına uygulanabilir. Yapılan değişikliğin 2005 yılı kurum kazançlarını etkilemesi söz konusu değil.