KDV İade ve Mahsup İşlemlerinde Yeni Kolaylıklar
Maliye Bakanlığı KDV iade ve mahsup işlemlerine ilişkin olarak vergi mükellefleriyle ihtilaf oluşturan durumların ortadan kaldırılmasına yönelik yeni düzenlemeler yaptı. Yapılan yeni düzenlemeler ile bir yandan duraksamalara neden olan hususlara açıklık kazandırılırken diğer yandan mükelleflere de yeni kolaylıklar getiriliyor. Resmi Gazete’de 03.07.2005 tarihinde yayımlanan 95 seri no.’lu KDV Tebliği ile yapılan bu düzenlemelerin getirdiği değişiklikler ana hatları ile aşağıdaki konuları kapsıyor.
- Belge Eksikliğinden Kaynaklı Mağduriyetler Gideriliyor
Vergi mükelleflerinin KDV iade alacakları vergi borçlarına öteden beri mahsup edilebiliyordu. Mahsup işlemi, mahsup talebine ilişkin dilekçe ve belgelerin eksiksiz olarak ibraz edilmesi durumunda dilekçe tarihi itibariyle yapılabilmekteydi. Ancak ibraz edilmesi gereken belgelerdeki eksiklikler nedeniyle mükelleflerin sık sık gecikme zammına muhatap olmaları durumuyla karşılaşılıyor; çoğu zaman belge eksikliği mahsup dilekçesi verilmesinden uzunca bir süre sonra fark ediliyor ve eksiklik sonradan giderilse dahi arada geçen süre mükelleflerin aleyhine işliyordu. Bu durum mükellefle vergi daireleri arasında sürekli ihtilafların yaşanmasına neden oluyordu. KDVK’nun 95 seri no.’lu Genel Tebliği ile yapılan düzenlemede sonradan ortaya çıkan belge eksikliği dolayısıyla mükelleflerin mağduriyetleri önleniyor. Bundan böyle vergi borçlarına ilişkin mahsup taleplerini alan vergi dairesi; mahsup talep dilekçesi ve eklerini inceleyerek talep dosyasında bir eksiklik olup olmadığını tespit edecek, bir eksikliğin tespit edilmesi durumunda bu eksikliği mükellefe yazı ile bildirecek. Yazı ile bildirilen eksikliğin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde giderilmesi halinde mahsup talebi, mahsup dilekçesinin vergi dairesine verildiği tarih itibariyle yerine getirilecek ve herhangi bir gecikme zammına muhatap olunmayacak. Bu uygulamayla özellikle iş yoğunluğu nedeniyle mahsup taleplerinde bir eksiklik olup olmadığı aylar sonra ortaya çıkarılan mükelleflerin zor durumda kalmaları önlenmiş olacak.
2- Tekstil ve Konfeksiyon Sektöründeki Fason İşlerden Doğan KDV İade Alacaklarına Yeni Kolaylıklar Getiriliyor
95 seri no.’lu Tebliğ yayımlanmadan önce tekstil ve konfeksiyon sektöründe yapılan fason işler dolayısıyla vergi tevkifatı uygulanan mükelleflere sadece kendilerine ait vergi ve SSK prim borçlarına mahsup suretiyle iade yapılabilmekte, 2.000.-YTL’ yi aşmayan mahsuben iade talepleri inceleme raporu ve teminat aranılmaksızın yerine getirilmekteydi.
Önceki uygulamada tekstil ve konfeksiyon sektöründeki fason işlerle ilgili tevkifattan doğan KDV iade alacaklarının, vergi ve SSK prim borçlarına genel esaslara göre mahsubu, 2.000.-YTL ile sınırlandırılmıştı. Bu Tebliğ düzenlemesiyle; henüz sonuçlandırılmamış mahsup taleplerine de uygulanmak üzere, söz konusu tevkifat uygulamasından doğan KDV alacakları ile ilgili olarak; mükelleflerin çalışanlarına ait gelir vergisi stopaj ve SSK prim borçlarına yönelik mahsuben iade taleplerinin miktara bakılmaksızın, kendilerine ait diğer vergi borçlarına yönelik mahsuben iade taleplerinin ise 2.000.-YTL’ yi aşmaması halinde, teminat veya inceleme raporu aranılmaksızın yerine getirilmesi uygun görüldü. Böylece bu sektörde faaliyet gösteren firmaların iade alacakları çalışanlarının vergi ve SSK prim borçlarına sınırsız olarak mahsup edilebilmesinin yolu açılmış oldu.
Eskiden olduğu gibi mükelleflerin çalışanların ücretlerine ait gelir vergisi stopaj ve SSK prim borçları dışında kalan ve 2.000.-YTL’ yi aşan “diğer kendi vergi borçlarına” yönelik mahsuben iade talepleri; beyannamenin verilip, mahsup dilekçesi ve ilgili belgeler ile birlikte yeminli mali müşavir tasdik raporu ibraz edilmesi veya aşan kısım kadar teminat gösterilmesi halinde inceleme sonucu beklenilmeden yerine getirilecek. Teminat, inceleme veya yeminli mali müşavir tasdik raporu sonucuna göre çözülecek, yeminli mali müşavir tasdik raporlarında mal ihracı için öngörülen limit geçerli olacaktır.
3-İmalatçı Olmayan Mükelleflerin Dahilde İşleme Kapsamındaki Bir Kısım Teslimleri Tecil-Terkin Uygulamasından Faydalanabilecek
Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 17. maddesinde “Dahilde işleme ve geçici kabul rejimi kapsamında ihraç edilecek malların üretiminde kullanılacak maddelerin 31.12.2008 tarihine kadar tesliminde Katma Değer Vergisi Kanununun 11.maddesinin 1 numaralı fıkrasının (c) bendi hükümlerine göre, bölgeler, sektörler veya mal grupları itibariyle işlem yaptırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasında ihracat süresi olarak anılan bentteki süre yerine bu rejimlerle öngörülen süreler esas alınır. İhracatın şartlara uygun olarak gerçekleştirilmemesi halinde zamanında alınmayan vergi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte alıcıdan tahsil edilir.” hükmü yer almakta.
Bu hükme dayanılarak 16.04.2001 tarih ve 2001/2325 sayılı Kararname ile herhangi bir sektör sınırlaması olmaksızın, bütün sektörlerde dahilde işleme veya geçici kabul izin belgesi kapsamında ihraç edilecek ürünlerin imalinde kullanılacak maddelerin söz konusu belgelere sahip olan mükelleflere tesliminde Katma Değer Vergisi Kanununun 11/1-c maddesinde düzenlenen tecil-terkin sistemine göre işlem yapılması Bakanlar Kurulunca uygun bulunmuştu. Bu düzenlemeye ilişkin olarak yayımlanan 83 seri no.’lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinde aksine bir hüküm yer almaması nedeniyle, imalatçı olmayan bir kısım mükellef tarafından da tecil-terkin kapsamında teslimlerde bulunulmuştu. Ancak söz konusu mükelleflerin ihracatın gerçekleşmesinden sonraki terkin ve iade işlemleri imalatçı olmadıkları gerekçesiyle vergi dairelerince yerine getirilmedi. Bu durum vergi idare ile mükellef arasında yeni bir ihtilaf alanı oluşturdu. Yapılan düzenleme ile bu ihtilafı ortadan kaldırmak için, 29.06.2001 (83 seri no.’lu KDV Genel Tebliğinin yayımlandığı tarih) tarihi ile bu Tebliğin yayım tarihi arasındaki süre içinde, imalatçı olmayanlar tarafından dahilde işleme veya geçici kabul izin belgesi sahibi mükelleflere yapılan teslimlerin, diğer şartların da mevcudiyeti halinde KDVK’nun Geçici 17. maddesinde düzenlenen tecil-terkin uygulaması kapsamında değerlendirilmesi uygun görüldü. Böylece bu zaman aralığında düzenleme zaafından kaynaklanan ihtilafların önüne geçilmiş oldu. Bundan sonra ise, katma bütçeli idarelerin ve kamu kurumu niteliğindeki kuruluşların hariç, diğer mükellefler tarafından yapılacak teslimlerde, tecil-terkin uygulanabilmesi için, eskiden olduğu gibi imalatçı olma şartı aranacak.
4- KDV Tevkifatına Tabi Yapım İşlerinden Doğan KDV İade Alacaklarına Yeni Kolaylıklar Getiriliyor
Yeni düzenlemeyle tevkifat uygulamasından doğan KDV alacaklarının “kendi vergi borçlarına” mahsubunu isteyen mükelleflerin 1.000.-YTL’yi (1.000.-YTL dahil) aşmayan mahsup talepleri, ilgili belgelerin tamamlanmış olması şartıyla, inceleme raporu ve teminat aranılmaksızın yerine getirilebilecek. Eskiden miktarına bakılmaksızın tüm iade talepleri teminat mektubu veya inceleme raporuyla yerine getirilebiliyordu. Böylece 1.000 – YTL”yi aşmayan mahsup taleplerinde inceleme raporu şartı kaldırılırken aynı zamanda bu tutarın üstündeki mahsuben iade taleplerinin yeminli mali müşavir raporlarıyla yerine getirilmesi sağlandı.