Gayrimenkul Ve İştirak Kazançları İstisnasında Yeni Dönem
TBMM’de yasalaşmayı bekleyen yeni kurumlar vergisi yasa tasarısında mevcut yasa ile kıyaslandığında önemli sayılabilecek değişikliklerden birisi de gayrimenkul ve iştirak kazançları istisnasına ilişkin olanı. Bu istisnaya ilişkin düzenleme 2005 yılına kadar geçici maddelerle yapılırken, 5281 sayılı Kanunla KVK’nun 8/12. maddesine eklenen hükümle geçici olmaktan çıkarılıp sürekli hale getirildi. Eskiden beri uygulana gelen bu istisna vergi sistemimize, şirketlerin bağlı değerlerinin ekonomik anlamda daha etkin kullanılarak mali yapılarının güçlendirilmesi amacıyla dahil edildi.
Tasarının 5. maddesinin (e) bendinde taşınmaz ve iştirak hisselerinin satışından elde edilen kazançların hangi durumlarda kurumlar vergisinden istisna edileceğine ilişkin şartlar yer alıyor. Tasarıda yer alan düzenlemeler dikkate alındığında istisnadan yararlanma şartlarında önemli değişiklikler bulunuyor.
Halihazırdaki düzenlemede kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile gayrimenkullerinin satışından doğan ve sermayeye eklenmesine karar verilen kazançları vergiden istisna ediliyor. Sermayeye ilave edilme işleminin satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar gerçekleştirilmesi gerekiyor. Vadeli satış halinde, ilk yapılan tahsilatın iştirak hissesi veya gayrimenkulün maliyet bedeline ilişkin olduğu kabul edilirken bu süre içinde sermayeye eklenmeyen kazanç kısmı için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılıyor.
Tasarıda öngörülen düzenlemede ise; kurumların, en az 2 tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı vergiden istisna ediliyor. Satış kazancı istisnası, satışın yapıldığı dönemde uygulanabilecek ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulacak. Satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi gerekiyor, aksi durumda bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğratılmış sayılacak.
Tasarıdaki düzenlemeyle gelen en önemli değişiklik kazancın tamamının vergiden istisna edilmesi uygulamasından vazgeçilirken, satıştan doğan kazancın %75”lik kısmı kurumlar vergisinden istisna ediliyor.
Mevcut düzenlemede istisna uygulaması sadece gayrimenkul ve iştirak hisseleri ile sınırlı iken yeni düzenlemede rüçhan haklarının satışından doğan kazançlarda kapsama dahil edilirken, esasen iştirak kazançları içerisinde yer alması gereken kurucu senetleri ile intifa senetleri de sayılarak konuya açıklık getiriliyor.
Yine mevcut düzenlemede istisnadan faydalanılabilmesi için satıştan doğan kazancın satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar sermayeye ilave edilmesi gerekirken, vadeli satış halinde, ilk yapılan tahsilatın iştirak hissesi veya gayrimenkulün maliyet bedeline ilişkin olduğu kabul edilerek istisna satışın yapıldığı yıl değil satış kazancının tahsil edilip sermayeye ilave edilecek/ edilen yılda ve tahsil edildiği oranda faydalanılabiliyor. Yeni öngörülen düzenlemeye göre istisnadan yararlanabilmek için kazancın sermayeye eklenmesi gerekmediği gibi istisna satışın yapıldığı yılda kazancın özel bir fon hesabına alınması şartıyla satış bedelinin tahsil edilme tarihlerinden bağımsız olarak uygulanacak. Sadece satış bedelinin satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilme zorunluluğu bulunuyor. Özel bir fon hesabına alınan bu tutar 5 yıl boyunca sermayeye ilave dışında başka bir hesaba nakledilemeyecek.
Yine öngörülen düzenlemenin lafzında yer almamakla beraber gerekçesinde;
– kurumlara ilave imkan sağlamayan işlemlerin istisna kapsamı dışında kalacağı, kurumların yönetimini etkileyecek şekilde birbiriyle ilişkili kişi veya kurumlar ya da aynı gruba dahil şirketler arasında yapılacak taşınmaz ve iştirak hissesi satışlarından fiktif olarak elde edilecek kazançlara istisna uygulanması söz konusu olmayacağı,
– elden çıkarılan taşınmaz veya iştirak hissesinden sağlanan likiditenin yine atıl hale dönüşmesine neden olacak şekilde fonksiyonel olarak benzer sabit kıymetlere kanalize edilmesi halinde de istisna uygulaması ile öngörülen amaç gerçekleşmediği için istisna uygulaması söz konusu olmayacağı,
-söz konusu aktif kalemlerin para karşılığı olmaksızın devir, temlik ve takası gibi işlemlerin istisna kapsamında değerlendirilmeyeceği,
-bu tür kıymetler için mevcut borç karşılığında rızaen veya icra yoluyla yapılan satışlar ile kamulaştırma işlemlerinin istisna kapsamında değerlendirileceği,
hususları ayrıca belirtiliyor.