Eğitim Kurumlarının Vergi Yükü Artıyor

Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında 5228 sayılı Kanunla getirilen  düzenlemelerle 01.01.2004 tarihinden itibaren  faaliyete geçen eğitim ve öğretim kuruluşları ile rehabilitasyon merkezlerinden elde edilen kazançlara istisna uygulanıyor. Kalkınmada öncelikli yöreler ile normal yörelerde farklı sürelerle uygulanan istisnanın yapılan bu değişiklik ile bir yandan kapsamı genişletildi diğer yandan da 1 ve 5 yıl olarak uygulanan istisna süresi 5 yıl olarak uygulanır hale getirildi.

Eğitim ve öğretim işletmelerindeki kazanç istisnası, ticari kazanç sahipleri ile kurumlar vergisi mükellefleri tarafından 625 sayılı Kanun kapsamında işletilen okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okullarından elde edilen kazançlara uygulanırken aynı istisnadan Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar veya kamu yararına çalışan derneklere bağlı rehabilitasyon merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançlara da faydalanabiliyor.

Kanunda geçen Rehabilitasyon Merkezleri tabiri; 24.05.1983 tarih ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde kurularak faaliyet gösteren bedensel, zihinsel ve ruhsal özürleri nedeniyle normal yaşamın gereklerine uyamama durumunda olan kişilerin, fonksiyon kayıplarını gidermek ve toplum içinde kendi kendilerine yeterli olmasını sağlayan beceriler kazandırmak veya bu becerileri kazanamayanlara devamlı bakmak üzere kurulan sosyal hizmet kuruluşlarını ifade ediyor.

İstisnanın Kapsamı ve Süresi

İstisna, okulların eğitim-öğretim, merkezlerin ise rehabilitasyon faaliyetlerinden elde edilen kazançlarına uygulanıyor; eğitim tesisleri ile rehabilitasyon merkezlerinde yer alan kantin, büfe, kafeterya, kitap satış yeri gibi tesislerin gerek bizzat işletilmesinden gerekse kiraya verilmesinden elde edilen kazançlara istisna uygulanması söz konusu değil. Okul bünyesinde, yemek ve konaklama hizmetlerinin de okulda  verildiği, yemek ile yatma bedelininde okul ücretine dahil olduğu durumlarda da herhangi bir ayrıma tabi tutulmaksızın elde edilen kazancın tamamına istisna uygulanabilecek.

Bunlar dışında kalan; öğrencileri istedikleri derslere yetiştirmek, bilgi düzeylerini yükseltmek amacıyla faaliyet gösteren dershaneler ile kişilerin sosyal, kültürel ve mesleki alanlarda bilgi, beceri, yetenek ve deneyimlerini geliştirmek veya serbest zamanlarını değerlendirmek üzere faaliyet gösteren özel öğretim kurumları (üniversiteye veya Anadolu liselerine hazırlık, bilgisayar, sürücü, dans, bale, mankenlik ve spor kursları gibi) ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançlar hakkında istisna uygulanması sözkonusu değil. Aynı şekilde rehabilitasyon merkezleri dışında bulunan sağlık işletmelerinden elde edilen kazançlara da istisna uygulanamıyor.

Yapılan bu düzenleme 01.01.2004 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiş olduğundan, 01.01.2004 tarihinden itibaren faaliyete geçen okul ve rehabilitasyon merkezlerinin kazançları, faaliyete geçilen dönemden itibaren 5 vergilendirme döneminde gelir ve kurumlar vergisinden istisna olacak.

İstisnadan Yararlanma Şartları

Eğitim ve öğretim işletmelerine tanınan İstisnadan yararlanmak isteyen mükelleflerin faaliyete geçmelerini müteakiben Maliye Bakanlığı’na yazılı olarak başvurmaları gerekiyor. Bu başvuru üzerine Bakanlık istisna uygulaması ile ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığının görüşünü de alarak ilgili vergi dairesi başkanlıkları aracılığıyla mükelleflere bildirimde bulunmakta.

Rehabilitasyon merkezlerinin kazançlarına istisna uygulanabilmesi için bu merkezlerin Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ile kamu yararına çalışan derneklere bağlı olması gerekiyor. Ayrıca vakıf ve derneklerin senedinde veya tüzüğünde de, vakıf veya derneğin amaçları arasında genel insan sağlığına ilişkin kurumlar kurulması ve işletilmesiyle ilgili hükümlerin bulunması gerekiyor.

Bu şartları taşıyan vakıf ve derneklerden rehabilitasyon merkezi işletmeye başlayacak olanlar, istisnadan yararlanmak için yine Maliye Bakanlığı’na başvurmaları gerekiyor.

İstisnanın uygulanmasında özellikli bir durum söz konusu. Eğitim öğretim işletmeleri ile rehabilitasyon merkezleri kazanç istisnasından yararlanan mükelleflerin, işletilen okul ve merkezlere ilave olarak yeni okul veya merkez açmaları durumunda, yeni açılan okul veya merkezden elde edilen kazanç istisna uygulaması açısından ayrı bir birim olarak değerlendiriliyor. Bu durumda aynı mükelleflerin farklı tarihlerde ve illerde açmış oldukları okulların her biri istisna açısından ayrı ayrı değerlendirilecek. Örneğin İstanbul’da 2006 yılında bir okul açan şirketin 2006-2010 yılı kazançları vergiden istisna edilirken aynı şirketin 2008 yılında bir de Ankara’da okul açması durumunda bu okuldan 2008-2012 yıllarında elde edeceği kazançlar vergiden istisna olacak. Bu özellikli durum dikkate alınarak mükelleflerin kayıtlarını farklı yıllarda faaliyete geçen işletmelerinden elde edilen kazançları ayrı ayrı tespit etmeye imkan verecek şekilde tutmaları gerekiyor.

Bu istisna işletmelerin bizatihi kendisine tanınmış olduğundan; eğitim ve öğretim istisnasından yararlanan mükelleflerin bu işletmeleri başka bir kişi/kuruma devretmeleri halinde, devralan kişi/kurum, istisnadan 5 vergilendirme dönemi değil, faydalanılmayan dönem kadar (kalan süre) yararlanabilecek. Örneğin; (X) Anonim şirketi 2004 yılı içinde faaliyete geçirdiği bir özel okulu, 10 Mart 2006 tarihinde (Y) Limited şirketine devretmiştir. Bu durumda (Y) Limited şirketince istisnaya ilişkin şartların yerine getirilmesi halinde, bu özel okul işletmesinden 2006, 2007 ve 2008 yıllarında elde ettiği kazançlar kurumlar vergisinden istisna edilecektir. Devreden kurum ise, söz konusu okuldan devir tarihine kadar elde ettiği kazançlar için istisnadan yararlandırılacaktır.

İstisnanın Cazibesi Kurumlar Açısından Ortadan Kaldırılıyor (Mu?)

Eğitim kurumlarının başta vergi olmak üzere çeşitli şekillerde teşvik edilmesi bir çok ülkede yaygın olarak kullanılan bir yöntem. Son dönemlere kadar 5 yıllık dönemde elde edilen kazancın vergi dışı bırakılması kayda değer bir teşvik unsurunu oluşturuyordu. Zira eğitim faaliyetlerinden elde edilen bu kazançların 5 yıllık dönemde kazanç vergisine tabi bulunmaması sadece kurumlar vergisi mükellefleri açısından karın dağıtılmasına bağlı olarak %10 gibi bir oranda vergiye tabi olması eğitim yatırımcılarına azda olsa nefes aldırmaktaydı. Ancak 2006 yılından itibaren bir yandan kurumlar vergisi oranının %30’ dan %20’ye indirilmesi, diğer yandan kurum kazançlarının dağıtılması sırasındaki %10’luk stopaj oranının 01.01.2006 tarihinden itibaren %15’e çıkarılması karşısında kurumlar açısından bu eğitim istisnasının hemen hemen bir cazibesi kalmamakta. Diğer yandan gelir vergisi mükellefi gerçek kişiler açısından eski vergi avantajı aynen devam ettiğinden kurumsallaşma ve şirketleşme aleyhine vergisel bir durum yaratılmış bulunmakta. Şu haliyle yeni eğitim teşebbüslerinin ferdi işletme olarak kurulması ve 5 yıllık istisna süresi bittikten sonra şirketleşmeye dönüşmesi vergisel açıdan yapılabilecek en uygun çözüm gözüküyor. İşin doğrusu kurumlar aleyhine oluşan bu çelişkinin bir an önce giderilecek tarzda yeni vergisel düzenleme yapılmalıdır.